Hüznün Ütopyası

bazı sorular vardır cevaplarını bilirsin ve cevabı duymak için sormazsın soruyu sadece susturmak için sorarsın cevap apaçık ortadadır ve sen o soruyu sormak mecburiyetindesindir çünkü o soru sorulacak ve üstüne tek bir kelam dahi edilmeye yer kalmayacaktır

ve bazı cevaplar vardır ki soruyu kimin sorduğunun hiç bir önemi yoktur cevabın öyle bir ağırlığı vardır ki söylendiği anda hem söyleyeni hem dinleyeni öyle ağır bir yükün altına sokar ki ikiside kalkamaz bu yükün altından.

ve tüm hayatım öyle soruları sormak ve öyle cevapları verememek içinde geçti.

Hele bir ışıklar sönsün 
Hele bir kapansın kapılar 
Sular durulsun 
Bıçak atacağım daha on ikiden 

Kısa devre yapsın kalbim 
Ellerim inatla dökülsün cigaraya 
Dağlarda ay büyüsün 
Sular köpürsün 
Sen beni o zaman gör 

sıradaki sigaramı elimizde olmayanlara yakıyorum

bir anda herkesi silebilecek bir insanın önceden neler kaybettiğini tahmin bile edemezsiniz

anlamsızlıklara, anlam yüklemek gibi fahiş bir duyguya sahip olmak istemezdim.

Muhammed Ali’nin solu gibi eşsiz olabilirdik.

korkum düşmekten değil düştükten sonra bir daha kalkamamaktan.

ne bileyim işte anlat desen tüm hayatımı bir çırpıda anlatacaktım sonra sen gittin ve zaten kimsede anlat demedi 

otisakaman:

Üzdü be.

İstem dışı uyanış el titremeleri içinde bir sigara yakma pencereye yönelip dışarı bakarken güzel günlere dair inancın bitmesi.

seni kaybetmekle tehdit edemezsin beni herkese her an rest çekebilirim, ben babama rest çektim tüm varlığımla reddettim onu. insanlara fazla bağlanmama üstüne kuruyorum ben hayatımı bağlansam dahi bir anda yıkıyorum köprülerimi her zaman gitmeye hazırım çünkü hep benden gittiler hep insanlara karşı kurduğum köprülerimi yıktılar benden gidenler bana gitmeyi öğretti bana her an gidebilecekmişcesine yaşamayı öğretti.ve bana asla gitmem demesin kimse çünkü herkes gider kimse kalmaz kimse elini sürekli tutmaz sadece senin elini tutup bir köprüden geçmek istemiştir ve köprü bittikten sonra elini mutlaka bırakır.insan diğer insanları sevip sonra kendini sevdirip gitmek üzere yaratılmış olsa gerek. şüphesiz biz insanlar gitmenin her türlüsünü biliriz ve asla geride kalanlara bakmayız.

erikcartmanoglu:

"İyi at, iyi araba para işi gardaş. Paran olunca her bir iş iyi olur. Paran olunca kebap yen, paran olunca tatlı yen, şarap içen, iyi yataklarda yatarsın. Parası olunca adam kuvvetli olur. Parası olunca adamın evi, avradı olur, evinde tenceresi kaynar, çocukları olur. Paran olmadı mı iyi değil, dünyada senden kötüsü yoktur, senden pisi yoktur, her yerden kovarlar seni. Fakirin yüzü soğuktur. Niye soğuktur Cabbar gardaş? Parası yoktur da ondan. Mesela kış gününde, en soğuk vaktinde, cebinde paran olsa üşümezsin; hamamdaymış gibi terlersin. amma velakin para olmadı mı yaz gününde üşürsün. Neden? Çünkü para adamı sıcak tutar; sıcahhh. Senin bu atlar paran olsa iyi yem yerler. Paran yok, gariplerin iskeleti çıkmış. Açlıklarından ölecekler…"

Tuncel Kurtiz’i sevgiyle anıyoruz.

Umut - Yılmaz Güney

artık ne olacağının o kadarda önemi kalmadığı andan itibaren hayattan beklentilerin olmuyor, insanlardan bir şey beklemiyorsun olan oluyor sen sadece izliyorsun ve müdahele etmeye gücün yetmiyor. zaten artık müdahale etmekte istemiyorsun zamanında tüm varlığınla mücadele edip aldığın yenilgiler hiç bir zaman aklından çıkmıyor ve hala acıları taze. hayatın sana vurduğu Muhammed Ali vari aparkat ve sol kroşelerden sonra olduğun yerde Tanrı’nın nakavt etmesini bekliyorsun. 

Bu gecede tüm hüznüm ile geldim geceye bu gecede kabul etti beni

Bu gecede tüm kusurlarım ile geldim geceye bu gecede örttü kusurlarımı saklamaya çalıştı

Bu gecede tüm tütünüm ve şarabım ile geldim geceye ve hüznüme ve kusurlarıma ortak olduğu gibi tütünüm ve şarabımada ortak oldu..

gece biraz hüzün biraz kusurlar biraz tütün ve şaraptır
mümkünse sevmeyin geceyi bana kalsın..